Bundan yıllar önce iki doktor sevgili (meslekler rivayettir) uzun solukluklu ilişkilerine bir isim koymuş ve aileleri de tanıştırmıştır. Herşey tıkırında giderken, çocuğun Ayvalık'taki yazlıklarına gidip huzurlu bir tatil yapmak için ailelerden izinlerde alınmıştır. Neyse efendim, hikayenin esas oğlanı kıza süpriz yapmak için bir kaç gün önceden yazlığa gitmeye karar verir. Evet evet bazılarınıza Zeki Demirkubuz filmi seyrediyor hissiyatı gelir gibi oluyr farkındayım. Ancak bu hikayede kurgu aynı gibi olsa da Hotel California'dan farklı olarak bir şehir efsanesi oluşmamıştır.

Tamam devam ediyorum. Esas oğlanımız bir kaç gün öncesinden yazlığa gidip, sevgilisi seviyor diye tüm yazlığın duvarlarını maviye boyuyor. Sırf sevgilisi beğeniyor diye pencerelerine menekşeler diziyor. Kokusuz olmasına rağmen, sularken şarkı söylesin diye… Birde gramofona eski 45'lik plaklardan koyuyor. Tam sevgilisinin hayal ettiği gibi…

Esas oğlanımız duygusal modunda hazırlıklarına devam ederken, diğer yandan hikayemizin esas kızı da günü gelince otobüsüne atlayıp Ayvalık yoluna koyuluyor.

Devamında oğlan, kızımızı otobüs terminalinde beklemeye gider. Bir saat geçer, iki saat geçer ancak gelen gider yoktur. Meraklanan oğlan, en yakın telefon kulübesinden kızın ailesini arar. Acı haberi de burda duyar. Kız, Balıkesir yolunda trafik kazası geçirip ölmüştür…

Haliyle esas oğlan yıkılır. Kendine geldiğinde ise koşarak sahile gider ve suratına esen rüzgara sövmeye başlar.

Nefesi kesilesiye kadar küfretse de giden gitmiştir artık.

Ve bu hikayeden sonra da ölümsüzleşecek şarkı yazılır. Acıklı bir hikayesi olduğunu düşündüğümden dolayı olabildiğince sade ve saygılı yazmaya çalıştım. Umarım kimseye saygısızlık içeren gönderiler oluşmamıştır.

Ayrıca belirtmek gerekirse Mavi Duvar şarkısını çok beğenirim. Dinlerken, yüreğimin meltemsiz ücra köşelerindeki telleri sızlattığını hissederim. Haramiler grubunu da bu eşşiz şarkıyı bizlere sundukları için teşekkür ediyorum. Şayet sizde dinlemek isterseniz linki hemen aşağıda.