Aşırı Yağmur Sonucu Gerçekleşen Toprak Kayması
Dracul'un şatosunda yaşanan aşırı yağışların sonrasında toprak kaymaları yaşandı. Toprak kaymaları kilisenin bahçesindeki mezarlarda gömülü kemiklerin açığa çıkmasına ve yamaçdaki evlerin üzerine dökülmesine neden oldu.
Yetkililer tarafından kemiklerin en kısa süre içinde toplanıp yeniden gömüleceği açıklaması yapıldı. Ayrıca kilisenin bulunduğu tepenin tamamen çökmesinden korkuluyor.
Bu kemiklerin büyük ihtimalle Osmanlı zamanında türk kadınları öldürüp göğüslerini keserek kazıklayan dracul'un şatonun etrafına gömdüğü kemikler olduğunu düşünüyorum.


ŞAtonun Hikayesi
1 Aralık 1920'de Şato 1866'da kurulan Romen Krallığı'na verilmiş. Kraliçe Elizabeth Şato'yu gezerken o tarihe kadar kimsenin fark edemediği bir keşifte bulunmuş. Şato'da gizli bir geçit var, ikinci kat ile üçüncü katı birleştiriyor. Bu ayrıntının önemi şu: Kont Dracula, malum hayalet hikayeleri ile halkı bu geçit sayesinde aldatmış. İkinci ve üçüncü katlarda ayrı toplantılar yapan Dracula iki toplantıyı da idare ederek hayalet olduğunu ıspatlamış. Kont Dracula'nın diğer taktiği ise 10 km uzaklıktaki diğer şatosu Risnov'a bir benzerini koyması. Böylece halk Dracula'nın gerçekten uçtuğuna inanmış. Şato'da insanı ürküten figürlerin bulunması Dracula'nın büyük oyununu perdeliyor. Ürküten ayı postu, kurukafalar, gıcırdayan tahta döşemeler insanın iliklerini donduruyor. Hırıstiyanlığa ait unsurlar da dikkatleri çekiyor. Şato'nun asırlardır çürümeyen tahta mobilyaları, Dracula'nın tahta tahtı ve toplantı masası oldukça nostaljik izlenim uyandırıyor. Şato, 1956 yılında komünist yönetim tarafından müze haline getirilmiş. Romenler Dracula'yı yaşadığı dönemde tüm suçluları kazığa oturtup ülkede istikrarı sağladığı için kahraman olarak benimsemişler. Öyle ki, rivayetlere göre çeşme başlarındaki altın kupaları bile halk çalmaya korkar hale gelmiş.

Bran Şatosu'nun etrafı Dracula sembolünü işleyen hediyelik eşya satanlarla dolu. Dracula, bir turizm aksesuarı haline gelmiş. Ülkede Dracula adına gazete bile var. Geçtiğimiz günlerde 'Yolsuzluğa Karşı Mücadele Derneği' kurulmuş. Derneğin amblemi ve ilham kaynağı Dracula. Bran Şatosu'nun yer aldığı kasabanın bugünkü nüfusu 100 bin civarında. 80 km ötede Bistrison adlı başka bir Dracula şatosu daha var. Ama bu şato aslında turistik amaçlarla, ilgi çeksin diye Dracula şatosu ilan edilmiş; gercek şato Bran Şatosu.

Dracula'nın hatıra defterini imzalarken Romenlere kendilerine kötü değil iyi huylu kahramanlar bulmalarını tavsiye ediyoruz. Gerçi Dracula'yı kan içen vampir sıfatı ile sinemacıların gündemine sokan Romenler değil İngilizler. Bir İngiliz yazarın romanından esinlenen beyaz perde ustaları çektikleri yüzlerce versiyon Dracula filminde tarihi gerçeklerden oldukça uzakta seyrediyorlar. Daha sonra yazılan Dracula roman ve hikayeleri hep o ilk kitabın ütopik masalını referans almış. Nedense Osmanlı'yı, Dracula'nın yetiştiği Enderun mektebini unutmuşlar.