1. #1
    Chief General
    Achernar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi 
    05 Ağustos 2013
    Favori Oyun  
    bSilkroad
    Konular 
    104
    Mesajlar 
    742
    Beğenme 
    836
    Beğenilme 
    354
    Konum
    Cennet  

    Standart Sağlığı Koruma Yolları

    Genel Tavsiyeler:

    1) Güneş doğmadan kalkmak, güneşin doğuşundan sonraki 45 dakika içinde ve güneş batarken uyumamak gerekir. Bu saatlerde uyku, yorgunluk, tembellik ve hastalığı artırır. Çünkü bu saatlerde vücutta, bütün sistemleri dengeleyen hormonlar üretilir. Uykuda bu süreç yavaşladığı için fiziksel, psikolojik ve ruhsal rahatsızlıklara yol açar.
    2) Ağıziçi sağlığından sorumlu mikroflorayı yok ettiği için diş macunu kullanmamak, yerine ev sirkesi, kaya suyu çözeltisi, toz zencefil, misvak kullanmak gerekir.
    3) Her hastalığın temelinde sindirim bozukluğu olduğu için, dönüşümlü olarak zencefil, kekik, kimyon, kişniş, mercanköşk, hardal, zerdeçal, kakule, çemen ve biberiye kullanmak gerekir. Bunlar sindirimi rahatlatır, iltihabı kurutur, gastrit ve H-pylori enfeksiyonuna son verir, mide ve bağırsakları güçlendirir ve mikroflorayı canlandırır.
    4) Başağrısı, hazımsızlık, geğirme, ekşime olduğunda, tansiyon ve kan şekeri yükseldiğinde yapılacak en doğru şey kusmaktır.
    5) Her yıl yaz aylarında burna acı kavun suyu çekmek, sinüslerin sağlığını, beyin ve omurgada kan-sıvı dolaşımını korur.
    6) Mide, bağırsak ve karaciğer enzimlerini artırmak, sindirim ve kan üretimi gibi bütün süreçleri düzeltmek için her gün roka, ıspanak, hindiba, kereviz, maydanoz, semizotu gibi her türlü yeşillik ve havuç, kırmızı pancar, soğan, limon suyu ve zeytinyağı ile hazırlanmış salata yemek gerekir.
    7) Saat 21:00' de sindirim durduğu için bu saatten sora hiçbir şey yememek gerekir.
    8) Her yemekten sonra büyük abdeste çıkmak gerekir. Büyük abdeste çıkmadıkça yemek yerine karpuz, incir, greyfurt, üzüm, havuç ve mevsim salatası yenebilir. Kronik kabızlık için şu müshil ilaçları alınabilir: Magnezyum sülfat (İngiliz tuzu), hint yağı veya sinameki haftada bir, Sarısabır ilkbahar ve sonbaharda (4-5 gr. 50-100 ml. su ile eritilir ve içilir) birer defa kullanılabilir.
    9) Sarımsak yutmaya alışmak gerekir. 3 dişten başlanarak 21 dişe kadar artırılabilir. En azından yılda bir defa bu şekilde 21 günlük sarımsak kürü yapılmalıdır. Bu kürler sırasında 10 gün boyunca her akşam bir baş sarımsak, 1 tatlı kaşığı çörekotu, 1 tatlı kaşığı ısırganotu tohumu dövülür, yarım çay kaşığı zencefil ve bal ile karıştırılıp aç karnına yenir. Ömür boyu her akşam 1-3 diş sarımsak yutmaya devam etmek gerekir. Çiğ soğan ve sarımsak kanser, alerji, enfeksiyon ve genetik mutasyonlara karşı bağışıklık sisteminin direncini artırır; idrar, balgam, safra ve adet söktürür, iltihabı kurutur, parazitleri öldürür, kanı ve iç salgı bezlerini temizler, tansiyon, kolesterol ve kan şekeri dengesini korur.
    10) Her sabah taze sıkılmış meyve-sebze suyu içmek, hergün meyve ve salata yemek, kanı ve organları temiz tutar, kalbi rahatlatır, huyu güzelleştirir, uyku ve yemeği azaltır, vücudun sağlığını, kuvvetini ve canlılığı korur.
    11) Genetiği değişmemiş karpuz, hastalıklara karşı büyük nimettir. Çekirdekleri ile yemek ve günde 1-2 çay bardağı kabuğunun suyunu içmek böbrek taşlarını düşürür; karaciğeri ve böbrekleri kuvvetlendirerek temiz tutar. Genetiği değiştirilen, özellikle kabak aşılı karpuz kolite ve kronik hastalığa sebep olabilir.
    12) Halis zeytinyağı kan şekerini ve kolesterolü dengeler, basuru, karaciğer ve böbrek dokularını; iç ve dış yaraları iyileştirir. Kanserden korunmada, safra taşlarını eritmede ve damarları temizlemede etkilidir. Zeytinyağından maksimum fayda sağlamak için çiğ kullanmak gerekir.
    13) Kanın alışkanlığını korumak için haftada 2-3 defa hayvani iç yağı yemek doğru olur.
    14) Haftada 1-3 defa salatayla birlikte kan grubuna uygun bir et ve 1-2 defa balık yemek sindirimi rahatlatır, bağışıklık sistemini güçlendirir.
    15) Yumurta taze olarak en fazla 9-10 günlükken yenebilir. Bayat ve 5 dakikadan fazla kaynatılmış yumurta ve yumurta tozu zehirlidir, allerjendir. Bayat yumurta eskiden sadece çimento yapımında kullanılırdı.
    16) Kan dolaşımını düzeltmek ve korumak için her ilkbahar sülük kullanmak, yaz-kış hacamat yaptırmak gerekir.

    Sindirimi bozmamak, toksik birikintilere ve karaciğer hastalıklarına engel olmak için:

    - Balık, tavuk, et, nohut, mercimek ve fasülyeyle birlikte süt ürünü kullanmaktan,
    - Mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan yiyeceklerden,
    - Fast-food'tan,
    - Dondurulmuş yarı hazır gıdalardan,
    - Mikrodalga fırında hazırlanan besinlerden uzak durmak gerekir.

    17) Kavrulmuş ve beklemiş kuruyemiş, margarin, ayçiçek yağı, fındık yağı ve mısırözü yağı gibi rafine ve hidrojenize yağlar kolesterolü yükseltir ve damarlarda katı tıkanıklıklar oluşturur.
    18) Hazır yiyecekler ve içecekler sağlığa son derece zararlıdır. Bunlar, böbrek, karaciğer, beyin ve üreme organlarında hasar, hafıza kaybı, konsantrasyon bozukluğu, kısırlık, diyabet, alerji, genetik mutasyonlar ve bugüne kadar bilinmeyen hastalıklara neden olur.
    19) Doğal olduğu söylenen vitamin ve ilaçların tamamı rekombinant-DNA ürünüdür. Her yerde ve her üründe yaygın olarak kullanılmaya başlanan doğala özdeş aromalar ve parfümler tek başına bütün hastalıkları (özellikle ruhsal hastalıklar ve kısırlık) üretmek için yeterlidir.

    İlaç firmalarınin resmi açıklamasına göre kapsül, draje ve tablet yapımında sadece domuz jelatini kullanılmaktadır. Deli dana salgınından bu yana sığır jelatini üretimden kaldırılmıştır.

    20) Deterjan kullanmaktan sakınmak gerekir. Yağ çözücü, kireç çözücü, lavobo açıcı ve her tür deterjan beyin dokularını tahriş eder, beyinde kan dolaşımını bozarak MS, alzheimer gibi nörolojik ve ruhsal hastalıklara sebep olur. Akciğerlerdeki bronşlerı ve alveolleri eriterek şişirir ve yıpratır; kana karışarak alerji, kısırlık ve kansere yol açar.

    Ayırca, her yerde kullanılan kokular, dioksin, ftalat, kanserojen maddeler ve cinsel hormonları içerir. Bu maddeler, seçici olarak beyin ve üreme organlarında birikir; dokuları ve kan dolaşımını bozar, nörolojik ve ruhsal problemlere, hormon dengesizliği, varikosel, endometriozis, kanser ve kısırlığa sebep olur.

    21) Lenf sıvısının tuz oranını korumak için doğal kaya tuzu veya Himalaya tuzu tüketmek gerekir. Lenf sıvısında tuz kaybı bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve erken yaşlanmaya yol açar. Lenf sıvısı hücre metabolik atıkları ve yağ asitlerini taşır. Bu maddeleri metabolizmadan uzaklaştırmak için lenf sıvısının tuzlu olması gerekir.

    Günümüzde teşvik edildiği gibi tuz ve hayvani yağlardan uzak, bazik beslenme tarzı, lenf sıvısında tuz kaybına yol açar. Lenf sıvısı yeteri kadar tuzlu olduğunda, metabolik atıkları, osmotik basınçla, hücrelerden lenf damarlarına çekebilir. Yeteri kadar tuzlu olmadığında atıklar dokularda birikir, lenf sıvısının ağırlaşıp akıcılığını kaybetmesiyle lenf damarlarında ve lenf düğümlerinde tıkanıklıklar ve lenfödemi meydana gelir.

    22) Mineral kalsiyum fazlalığından kurtulmak ve kanı sulandırmak için her gün limon suyu, greyfurt suyu, ev sirkesi veya şalgam suyu ile 30-50 ml. taze zencefil suyu içmek, zaman zaman doğal ev yapımı turşu yemek gerekir. Bunlar aynı zamanda organizmada nitrit-nitrat, formaldehid, fenol ve klor gibi kimyasalların tahrip ettiği hasta, ölü ve kanserli hücrelerden meydana gelen ve kansere zemin hazırlayan günlük yaklaşık 500gr. bazik birikintiyi nötralize eder ve organizmadan uzaklaştırır.

    Organik kalsiyum, yeşillik, tahin, taze ve kuru meyvelerden alınır. Uzun ömürlü süt, süt tozu içeren mineral kalsiyum kaynağıdır ve organik kalsiyumun yerini tutamaz. Mineral kalsiyum fazlalığı kireçlenme ve kıkırdak doku ölümüne yol açtığı için esneklik kaybı, kemik iliğinde tahribat ve bununla bağlantılı hastalıklara ve erken yaşlanmaya neden olur.

    Sağlığı Yeniden Kazanma:

    1) Her şeyden önce bağışıklık sistemini gereksiz ve yorucu çalışmalara sevketmemek için her türlü tıbbi ilaç alımını durdurmak gerekir. Çünkü ilaçlar ateşin yükselmesini engellemek, iltihaplanmayı durdurmak, kan basıncını düşürmek gibi gereksiz ve zararlı işlemlerle bağışıklık sisteminin tedavi programını devre dışı bırakır ve bağışıklık sistemini günden güne zayıflatır. Ayrıca, biyoteknoloji ve nanoteknoloji ürünü rekombinant-DNA ilaçlar bağışıklık sistemini aldatır, hataya düşürür ve sonunda felcedip hücreleri yeniden programlayarak organizmayı robot haline getirir.

    Ruhsal hastalıklara; epilepsi, alzheimer, parkinson, felç ve diğer nörolojik hastalıklara; kemik erimesi ve kas erimesine; kısırlığa, görme ve işitme kaybına; zeka geriliği, hiperaktivite ve otizme sebep olan 'ilaçlar' ı helal kabul etmek mümkün müdür? ''Allah (cc) size haram kıldığı şeyde şifa halketmedi.'' (Hadis-i Şerif)

    2) Doğru beslenmek gerekir. Beslenme şeklini düzeltmeden sağlıklı olmak mümkün değildir.
    3) Bağışıklık sistemiyle savaşmak yerine onlara yardımcı olmak; bunun için ölçülü yiyip içmek , doğal gıda tüketmek, açlık yapmak, kanı ve organları temizlemek gerekir. O zaman bağışıklık sistemi, sağlığı korumak veya yeniden kazanmak için gereken bütün işlemleri kendisi yapar. Bağışıklık sisteminin çalışma mekanizması tam anlamıyla mükemmeldir. Hekim, bu sistemin kanunlarıyla uyumlu tedavi önerirken çağdaş tıp bu kanunları karşısına alır, hatta onlara savaş açar.

    Organlar Nasıl Temizlenir ?

    1) Beslenme alışkanlığınızı gözden geçirip anlatılan kurallara göre beslenmenizi değiştirin.
    2) Tükettiğiniz suyun kalitesine dikkat edin. Dokularda toplanan birikintileri sadece canlı, hafif su eritir.
    3) Taze sıkılmış meyve ve sebze suyu için. Meyve sebze suyu organik asitleri içerir, güçlü bir eriticidir. Tercih ettiğiniz meyve sebze suyuna 1/6 oranda su karıştırarak içmeyi unutmayın.
    4) Bal, meyve ve salatalığa ağırlık verin. Bunlar organları temizleyip çalıştırır, vücuda direnç kazandırır.
    5) Pişmiş yemekleri tek öğüne indirin. Ağır hasta iseniz pişmiş yemeklerden uzak durun. Günde 1 çorba kaşığını geçmeyecek şekilde bal tüketin. Meyve sebze suyu için. Çünkü vücut pişmiş yemeklerin hazmı için çok enerji harcar.
    6) Nefes alıp vermenizi düzenleyin.
    7) Hacamat yaptırın. Haftada 1 gün oruç tutun.
    8) Mide-bağırsak tedavisi, karaciğer temizlemesi ve diğer temizlemeleri yapın. (Organların Temizliği bölümü eklenecektir.)
    9) Temizlemelerden sonra 3 günlük açlıklara başlayın. (Açlık henüz eklenmedi eklenecektir.)
    10) İyileşmeye başlayınca meyve-sebze sularını azaltıp meyve ve salatayı artırın. Gerekirse 3 günlük açlıklardan sonra 10 günlük açlıklara geçin.
    11) Yeme içmeyi 2 öğüne indirin. Sabah ilk önce meyve veya bal, akşam yemek ve salata yiyin.
    12) İyileşme sağlandığında sağlığı koruma altında tutmak için her hafta 36 saatlik açlık yapın. İmkan bulursanız her ay 3 günlük açlık yapın. (İş hayatına devam eden insanlar için mümkün değil ama bilginiz olsun gerekince bilmemekten iyidir )

    Canlı cansız bütün yaratıklar sürekli zikir halindedir. Zikredip etmeme konusunda yalnızca insan seçim yapar. İnsan zikretsin veya etmesin hücreleri Allahı zikreder. Hücreler koruma altındayken hiçbir şey onu zikirden alıkoyamaz. Bağışıklık sisteminin koruması haram yiyecekler, haram ilaçlar, tedavi metodlarıyla; lazer, biyorezonans ve binöral aktiviteyi esas alan yeni tıbbi metodlarla delindiğinde hücrelerin zikri dururve bozulmanın yerine bağlı olarak hastalıklar ortaya çıkar.

    Doğru Beslenme:

    "Her derdin temeli çok yemek, her derdin çaresi açlıktır." (Hadisi Şerif)

    "Ey peygamberler! Temiz olan şeylerden yiyin ve salih ameller işleyin." (Müminun Suresi, 51.) Dikkat edilirse ayette yemek, amelden önce gelmektedir. Büyüklerimiz de "Önce yemek yemeyi öğren sonra marifetten bahset." derdi. Yemek yemeyi bilmeyenin kendine faydası olmaz, kendine faydası olmayanın başkasına da faydası olmaz. "Kelin merhemi olsa kendi başına sürer." (Atasözü).

    Yemek insanların hayatında çok önemli bir yer tuttuğu için onu üretme, elde etme ve tüketme şekli hataya düşmenin en kolay yolu olmuştur. Doğru beslenmeye önemin verilmeyişi ve aşırı yemek hırsı yaratılış sebebinin unutulmasına, ahlak ve davranış bozukluğuna, mutsuzluğa ve hastalıklara neden olmuştur.

    Her tür hastalığın tedavisinde öncelikle beslenme alışkanlıklarını düzeltmeyle başlamalıdır, çünkü beslenmeyi düzeltmedikçe, bir taraftan hastalık tedavi edilirken diğer taraftan beslenir. Zararlı yemekleri faydalı yiyeceklerle değiştirmek, pişmiş yemekleri azaltıp meyve ve salatayı artırmak iyileşme yolunda atılması gereken ilk adımdır. Doğru olan günlük gıdanın 40%'ını pişmiş yemeklerin (ekmek dahil), 60%'ını ise çiğ yemeklerin oluşturmasıdır.

    İkinci basamak ta yiyecek ve içeceklerin azaltılmasıdır. Öğün sayısını ikiye indirmeli ve iki öğün arasında 6-8 saatten az olmamalıdır. Kahvaltı için en uygun saat 7-8 arası, ikinci yemek için ise ikindi-akşam arasıdır. Yemekte sıralama önce su, çay veya meyve suyu, sonra meyve sonra tatlı, sonra yemek ve salata şeklinde olmalıdır (Toplum olarak tam tersini yapıyoruz ne yazık ki). Mesela,

    Sabah:

    1. Yeşilçay (veya su), 1-2 tatlı kaşığı bal,
    2. 80-100 gram ekmek, 15-20 gram tereyağı,
    3. Havuç suyu, meyve suyu veya meyve,
    4. 40-50 gram peynir (veya 1-2 tane yumurta) 5-7 tane zeytin, 100-150 gram salata.

    Akşam:

    1. Meyve,
    2. Mizaca uygun yemekle beraber yoğurt veya salata, yanında ekmek yada pilav,
    3. Meyve suyu yada meyve,
    4. Mizaca uygun bir et yada balıkla beraber salata.

    Yemekten sonra 1.5,3 saat sonra su içilebilir.

    Burada dikkat edilecek çok önemli bir konu vardır: Sindirim organlarının görevi saat 21.00 da sonra erer. Bu saatte yenen yemek hazmedilemez midede sabah 6-7 ye kadar çürür, sonra bağırsaklara inerek mukozaya saldırır.

    Yemeğin miktarı ve cinsi, insanın işine, hareketliliğine ve yaşına bağlıdır. Ancak 200-300 gramdan fazla yememek ve doymadan sofradan kalkmak gerekir. Öğlen bitkisel çay, doğal kahve, su içilebilir veya bir çeşit meyve yenebilir.

    Su yemekten önce içilebilir. Fakat yukarıda anlattığımız gibi, bu durumda bir incelik vardır: Pişen yemeğin kokusunun algılanmasıyla tükürük ve mide bezleri bu yemeğin hazmı için gereken enzimleri üretmeye başlar. Bu sırada içilen su, bu enzimleri bağırsağa aktarır, sindirim zorlaşır. İhtiyaç halinde yemekten önce sadece birkaç yudum su içilebilir. Meyve, meyve suyu, çay veya su yemekten 30 dk-1.5 saat önce alınmalıdır. Bunlar midede çok durmadan bağırsağa geçer ve midenin genişlemesini önler.

    Yemekle birlikte içilen su ise, tükürük üretimini azaltır, tükürükte bulunan enzimlere karışarak onları zayıflatır ve ağızda gerçekleşmesi gereken hazmı engeller. Neticede mide, karaciğer ve bağırsakların işi zorlaşır. Yemekten sonra meyve suyu içmek durumu dahada zorlaştırır, çünkü meyve suyu yemekle zıt karakterde olduğu için sindirimi bozarak, midede mayalanmaya neden olur.

    Yemekten sonra içilen su mideden bağırsağa geçemez, mideyi genişletir. Enzimleri seyreltir, sindirimi yavaşlatır, sindirimde görev alan salgı bezlerinin ve kalbin yükünü artırır. İhtiyaç halinde sadece birkaç yudum içilebilir. Yemekten 1.5-3 saat sonra insanın susaması doğaldır ve su veya şekersiz nane, kekik, zencefil, biberiye, mercanköşk çayı veya yeşil çay için uygun zamandır. Ancak bayat, katkılı veya karışık yiyen yada hazmı zor olanların sindirimi daha uzun sürdüğünden bunları daha sonra alması daha doğru olur.

    Yemeği küçük lokmalar halinde alıp en az 21 defa çiğnemek gerekir. Mide, dalak ve bağırsakların bozulan fonksiyonunu düzeltmek için bazen sadece beslenmeyi düzeltip çiğneme sayısını artırmak yeterli olmaktadır.

    Sağlıklı yaşamak isteyen kişi gıda çeşidini azaltmalı, birkaç çeşit meyve sebze ve yemek seçerek onlara devam etmelidir. Doğru seçilen yemeklerden sonra insan kendini zinde ve hafif hisseder, az uyur. Gaz şişkinlik, geğirme, ekşime,yanma, reflü ve büyük abdest problemleri yaşamaz. Yanlış seçilen yemekten sonra ağırlık çöker, uyku basar, horlama, gaz, kabızlık ve ağız kokusu olur.

    Peygamberimiz (s.a.v) hurma, üzüm, kavun, karpuz, salata, kabak, kereviz, bal, kaymak, süt, mercimek, pirinç, keşkek (Buğdayla pişirilmiş et), koyun ve kuş etini severdi. "Rabbimden her gün et yemeyi isteseydim, nasip ederdi." buyurmuştur. Ancak bunu istememiş hayatı boyunca genellikle hurma ve su ile yetinmiştir.

    Halk arasında " Nekadar çok-çeşit yersem o kadar faydalıdır. Çeşitli yemekte bol vitamin ve vücuda gerekli maddeler var, bunlar hastalıklara karşı direnç kazandırır." düşüncesi yaygındır. Öyle olsaydı zenginler daima sağlıklı, fakirler hasta olurdu. Halbuki tam tersidir. Farklı yemeklerin karışımı midede sindirilemez ve çürür, çürümüş gıda metabolikleri damarlarda birikir, kılcal damarları tıkar. Bu durumlarda dokular, ihtiyaç duyduğu besinden mahrum kalırlar. Sonuçta karışık yemek yiyenler daima aç hissederler. Gerçekten de onlar açtır, az yiyenler toktur. Çünkü az yiyen yediğini kolayca sindirir; gerekli olan besinler kana karışır, zararlılar dışarı atılır. Mide, bağırsaklar ve damarlar temiz, dirençli, sağlıklı kalır. Sağlıklı bağırsaklarda yaşayan mikroorganizmalar vitamin, hatta havadaki azotu kullanarak protein üretir. Büyüklerimizin söylediği gibi " Açlık azaları doyurur, tokluk ise aç bırakır."

    Bize verilen ömürle birlikte rızkımız da verilmiştir. Unuttuğumu bir gerçeği aşağıdaki hikaye ile hatırlamaya çalışalım:

    "Allah bir tavus kuşu yaratmış ve ona dünya dolusu vadileri rızık olarak vermiş. Tavus kuşu kendisine verilen rızkı çok görmüş ve hiç düşünmeden yıllarca yemiş, sonunda sadece 10 vadi kalınca korkusundan günde ancak 10 ekin tanesi yemeye başlamış. Kendisine ayrılan rızık bitince kuşun eceli gelmiş." (Arkadaşlar ben şahsen hiç bu şekilde düşünmemiştim fakat düşününce hikaye gerçeği yansıtıyor. İnsan ne kadar çok yerse o kadar erken ölüyor. Az yiyen her zaman daha sağlıklı bir ömür geçiriyor. Kolay hastalık kapmadığı için ölüm riski en aza inmiş oluyor.)

    Bilim adamları, kısıtlı miktarda yiyecek verilen hayvanların, daha fazla besin tüketenlere göre daha uzun yaşamasının sebebi olan geni tespit etmişlerdir. Ömrün uzamasını sağlayan bu gen, diğer genlerin de işlemesini düzenlemektedir. Bilim adamları, bir hayvana normalde tükettiği besinin 70% ini vermekle hayvanların ömrünün 20-30% arttığını belirtiyorlar.

    Çağımızda 4-5 kişilik yemek yiyen insan, çeşitli hastalıklara maruz kalmakta ve sağlığını yitirmektedir. Az yiyen insan ise sağlığını kaybetmeden, ihtiyarlık zilletine düşmeden, rızkının tükenmesiyle birlikte sessiz sedasız dünyadan ayrılır.

    Konuya devam edilecek.

    Not: Ansiklopedilerden alıntıdır.
    Konu Achernar tarafından (22.Aralık.2015 Saat 01:50 ) değiştirilmiştir.
    _____________
    _________


    Ne mutlu Müslümanım diyene.


  2. #2
    General Lord
    FmY__ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi 
    18 Ağustos 2014
    Favori Oyun  
    bSilkroad
    Konular 
    64
    Mesajlar 
    1,094
    Beğenme 
    380
    Beğenilme 
    424
    Konum
     

    Standart

    Uyku konusunu son günlerde çok başıma geliyor.Gün doğarken uyuduğumda ertesi gün kendimden bi haber geziyorum resmen burda okumam iyi oldu teşekkürler elinize sağlık

  3. #3
    Chief General
    Achernar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi 
    05 Ağustos 2013
    Favori Oyun  
    bSilkroad
    Konular 
    104
    Mesajlar 
    742
    Beğenme 
    836
    Beğenilme 
    354
    Konum
    Cennet  

    Standart

    Alıntı FmY__ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Uyku konusunu son günlerde çok başıma geliyor.Gün doğarken uyuduğumda ertesi gün kendimden bi haber geziyorum resmen burda okumam iyi oldu teşekkürler elinize sağlık
    Bişey değil kardeşim Bu saatlerde uyumak bedene çok zarar veriyor ve aynı zamanda mekruh. Bilmeyen varsa haberi olsun
    _____________
    _________


    Ne mutlu Müslümanım diyene.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Giriş