1. #1
    ULEMAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Durum 
    ULEMAA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik Tarihi 
    09 Ekim 2014
    Favori Oyun  
    aSro-bSro-cSro
    Konular 
    1164
    Mesajlar 
    8,023
    Beğenme 
    973
    Beğenilme 
    2025
    Konum
    TÜRKİYE İstanbul Sarıyer  

    Standart ASELSAN cinayetlerini aydınlatacak şoke eden itiraf!






    2006’da ‘adi vaka’ gibi gösterilen F-16 teknisyeni Hafız Koca’nın siyasi cinayete kurban gittiği ortaya çıktı. Katil Mustafa Değirmenci, infaz emrini FETÖ tutuklusu Tuğgeneral Sadık Köroğlu’ndan aldığını itiraf etti.


    Temmuz hain darbe girişiminin ardından, 40 yıllık örümcek ağının çözülmesiyle beraber sıradan gibi görünen bir çok olayın da, aslında çok karanlık birer komplonun ürünü olduğu ortaya çıkıyor. Hrant Dink, Muhsin Yazıcıoğlu, Haydar Meriç, Cezvet Soysal, Zirve Yayınevi ile Rahip Santoro cinayetleri FETÖ'nün kirli emellerine ulaşmak için başvurduğu kriminal bir kaç örnekten sadece bir kaçı...

    CİNAYETİ EMRETTİ
    Ankara Başsavcılığı 11 yıl önce adi bir gasp sonucu katledildiği gerekçesiyle kapatılan F-16 teknikeri Hafız Koca cinayeti dosyasını tozlu raflardan indirerek yeniden incelemeye aldı. Savcılığı harekete geçiren ise Koca'nın katili Mustafa Değirmenci'nin cinayeti Akıncı Üssü'nde yakalanan Tuğgeneral Sadık Köroğlu'nun talimatıyla işlediğini itiraf etmesi oldu. Jandarma muhbiri olduğunu itiraf eden katil Değirmenci, kendisine önce ASELSAN Mühendisleri Hüseyin Başbilen ile Halim Ünsem Ünal'ın öldürülmesi talimatı verildiğini ancak, bunları yapmadığını daha sonra ise Hafız Koca'nın öldürülmesinin emredildiğini söyledi. Jandarmanın kendisini bir çok operasyonda kullandığını itiraf eden Değirmenci cinayet talimatını ise o dönem Jandarma Binbaşı olan FETÖ'cü Sadık Köroğlu ile yine o dönem Jandarma İstihbarat astsubay oğuz kod isimli C.A, Astsubaylar A.E ile Y.Ǜden belirtti.


    İTİRAF ETTİLER
    Cinayetten 11 yıl sonra Hafız Koca'nın aslında jandarma içindeki FETÖ'cü istihbaratçıların organize ve planlı bir eylemi sonucu katledildiği kanaatine varan savcılığın, Milli İstihbarattan da destek alarak suç ortaklarının ortaya çıkarılmasında önemli verilere ulaştığı öğrenildi. Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvelikli Cezaevinde yatan katil Mustafa Değirmenci'nin, Jandarma Okullar Komutanı Tuğgeneral Sadık Köroğlu'nun talimatıyla öldürdüğünü itiraf etmesi üzerine suç ortakları amcasının oğlu Caner Değirmenci ile Gökhan Ecer tekrar sorgulandı. Sorgulanan her iki mahkum da ifadelerinde, Mustafa Değirmenci'nin Jandarma İstihbaratla çalıştığını ve cinayeti işledikleri süreçte jandarma ile sık sık görüştüğünü doğruladı. Mahkumların verdiği bilgiler ışında Hafız Koca ile ASELSAN dosyasını tozlu raflardan indiren Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı derinleştirerek katilerin jandarma ile bağlantılarını mercek altına alındı.



    YAKIN OLMAN GEREK
    Terhisten sonra memur olan eşinin tayininin Şanlıurfa'ya çıktığını, oraya taşındıklarını anlatan Değirmenci, "Biz Urfa'dayken Binbaşı Sadık Köroğlu ansızın beni ziyaret etti. Bana 'Ankara'ya yakın bir yerde olman gerek eşinin tayinini Çorum'a aldıracağım' dedi, kısa süre sonra eşimin tayini Çorum›a alındı. Köroğlu bu süreçte beni Jandarma Astsubay A.U ve A.İ ile tanıştırdı. Bana 'bir ihtiyacın olursa A.İ›ye söyle halleder' dedi. Beni silah kaçakçılığı yapan bir çetenin içine sokmak istediklerini burada muhbirlik yapacağımı söylediler. Dediklerini yaptım operasyondan önce silah kaçakçılığı yapan Sadık Polat onlarca silah satarken suç üstü yaptırdım." 2005 ten sonra Oğuz Kod isimli Astsubay C.U'nu kendisini Ankara'ya çağırdığını anlatan Değirmenci, "İl Jandarma Komutanlığında beni bir odaya aldılar. Oğuz Kod isimli C.U önüme bir dosya koydu içinde iki kişiye ait resim ve adres bilgileri vardı. Bu şahıslar vatan hainleri bunların temizlenmeleri gerekir bunu ancak sen yapabilirsin. Merak etme bizden de bir ekip takip edip seni kollayacak dedi. Ancak beni takip edecek olmaları üzerine korktum ve infazdan sonra beni de ortadan kaldırmak için takip edeceklerimi düşündüğüm için korktum ve yapamayacağımı söyledim. Bana çok kızdılar git biraz düşün dediler" şeklinde konuştu.



    ARINÇ'IN EVİNE ATEŞ
    Bir süre sonra o dönem binbaşı olan Sadık Köroğlu'nun kendisini çağırdığını itiraf eden Değirmenci şunları anlattı: "Sadık binbaşı beni Çubuk barajı civarında bir yere götürdü. Bana 'tamam senden kimseyi öldürmeni istemiyorum ama bir evin önünde ateş edeceksin. Bülent Arınç'ın evinin önünde ateş edeceksin, seni yakalayacaklar cezaevine gireceksin yaklaşık iki yıl yatar çıkarsın' dedi. Ben de Bülent Arınç devlet büyüğü başım çok ağrır yapamam deyince bana çok kızdı. 'Eşini ve çocuğunu düşün iyi para da alacaksın seni kurtarırız" deyip gönderdi..."
    HAFIZ KOCA'YI ÖLDÜR TALİMATI

    Katil Mustafa Değirmenci cinayet olayını şöyle itiraf etti: 10 gün boyunca adeta saklandım ama Astsubaylar C.U, Y.Ç ile A.E gelip beni aldılar. Bu sefer bana verecekleri işi mutlaka yapmam gerektiğini söylediler. Bana içinde fotoğrafı, telefon ve adres bilgileri olan bir zarf verdiler. Hafız Koca'nın bilgileriydi. Ben de 'bu işi yaparım ancak sizden kimse beni takip etmeyecek kimse yanımda olmayacak' dedim 'tamam' dediler ve bana bu iş için 50 bin lira vereceklerini söylediler 25 bini orada verdiler. Akrabam Caner Değirmenci ile Gökhan Ecer'i çağırdım alkol aldık onlara işi tam anlatmadım ertesi gün NATO yolunca bir akrabamın dükkanında buluşacağımızı söyledim. Onlar gelince taksi durağındaki ankesörlü telefondan Oğuz kod isimli C.U'nun bana verdiği zarfın içindeki bilgi notu üzerinden konuya girerek Hafız Koca'yı aradım. İlk arayışımda eşi çıkmıştı o müsait değildi ikinci görüşmede Hafız Koca ile görüşüp aracını almak istediğimi söyledim ve Eryaman'da buluşmak için anlaştık." Değirmenci, Hafız Koca ile buluştuktan sonra planı uyguladığını ve Caner ile Gökhan'ın da korktukları için onları da ikna etiğini ve onlara da para verdiğini anlattı.



  2. #2
    ULEMAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Durum 
    ULEMAA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik Tarihi 
    09 Ekim 2014
    Favori Oyun  
    aSro-bSro-cSro
    Konular 
    1164
    Mesajlar 
    8,023
    Beğenme 
    973
    Beğenilme 
    2025
    Konum
    TÜRKİYE İstanbul Sarıyer  

    Standart



    FETÖ'NÜN DELİ OĞLANI

    Katil Mustafa Değirmenci'nin itiraflarında FETÖ'cü generalle tanışması şöyle yer aldı. Katil Mustafa Değirmenci 1997 yılında Tunceli İl Jandarma Komutanlığında vatani görevini yaparken astsubay M.Ş tarafından "işte bizim deli oğlan" diyerek kendisini Sadık Köroğlu ile tanıştırdığını söyledi. Terhis oluncaya kadar Astsubay M.Ş'nin kendisiyle ilgilendiğini bazen evine götürüp orada Sadık Köroğlu ile görüştürdüğünü anlatan Değirmenci, terhisten önce Köroğlu'nun, "sakin bir hayat yaşa yanlış bir işe bulaşma zamanı gelince biz seninle irtibata geçeriz" dediğini söyledi.


    İFADEMİ JANDARMA EZBERLETTİ
    Cinayetin ardından vereceği ifadenin dahi kendisine ezberletildiğini belirten tetikçi Mustafa Değirmenci, "Cinayetin ertesi gün NATO yolundaki akrabamın elektrik dükkanına giderken polisler beni aldı. Adliyede beni daha önce Çorum İl Jandarma Komutanlığında gördüğüm iki kişi karşıladı. Sadece üçümüzün olduğu bir odaya aldılar uzun uzun nasıl ifade vereceğimi anlattılar. Sen arabayı gasp ettin şahıs sana direndi sen de öldürdün bunun dışına çıkarsan eşin ve çocuğun ölür diye tehdit ettiler. Ben de savcıya bu şekilde ifade verdim. Zaten savcılığın odasında ifade verirken o jandarmalar da içeride bekliyordu."
    FETÖNÜN LİSTESİNDE ADI VAR
    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Temmuz darbe girişimine yönelik yürüttüğü soruşturmada darbenin başarılı olması halinde Tuğg. Sadık Köroğlu'nun Korgeneral rütbesi ile Jandarma Eğitim Komutanlığına atamasının yapıldığı tespitinde bulunmuştu. Köroğlu darbe gecesi kendi odasında ve Jandarma Albay Özkan Doğanay'ın makam odasında bulunan dahili hatları kullanarak Akıncılar Kışlası, Jandarma Genel Komutanlığı, Beştepe Karargahı ve Nizamiyeler dahil pek çok yere talimat vermişti.


  3. #3
    ULEMAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Durum 
    ULEMAA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik Tarihi 
    09 Ekim 2014
    Favori Oyun  
    aSro-bSro-cSro
    Konular 
    1164
    Mesajlar 
    8,023
    Beğenme 
    973
    Beğenilme 
    2025
    Konum
    TÜRKİYE İstanbul Sarıyer  

    Standart Hüseyin Başbilen'in kardeşi: İntihar mektubu kardeşime ait değildi

    ASELSAN mühendisi Hüseyin Başbilen'in cinayetiyle ilgili bir iddia da kardeşinden geldi. Kardeşi Hasan Başbilen, intihar mektubuyla ilgili 'kardeşime ait değildi' dedi.

    Hüseyin Başbilen'in 6 Ağustos 2006'da Ankara'nın Aydıncık köyünde aracında ölü bulundu. Araç içinde bir de intihar mektubu olduğu iddia edilen 'Tüm sevenlerime' başlıklı bir metin bulunmuştu.

    BORÇ SORUNU YOKTU

    Mektubun işyerindeki bilgisayarda yazıldığı iddiasına değinen Hüseyin Başbilen'ın ikizi Hasan Başbilen "Zorla altına imza attırılmış olabilir. Mektupta borçtan alacaktan bahsetmiş, hâlbuki böyle bir sorunu da yoktu. Mektuptaki ifadeler Hüseyin'e ait olamayacak kadar dağınık ve karmaşık ifadelerdir. Kaldı ki mektubun bilgisayarda oluşturulma tarihi tespit edilmemiştir. Mektup bilgisayara şifreli olarak yerleştirilmiş. Ancak şifresinin de ne olduğu yazılarak bırakılmıştır" dedi.

    Yapılan bilirkişi incelemesinde ise mektup altına atılan imzanın Hüseyin Başbilen'e ait olduğu ileri sürülmüştü. Mektupta özetle şu ifadeler yer alıyordu:

    "Tüm sevenlerime, Sonumdan hiç kimse sorumlu değildir. Fiziksel bir rahatsızlığım yok çok şükür, ama ruhen tükenmiş durumdayım. Nazar düşüncesiyle üzerime okuttum, psikiyatriste de gittim. Bir aydır psikiyatrik tedavi görüyorum, ilaç kullanıyorum, ama herhangi bir iyileşme göremedim. Yaşadığımı hiç hissetmediğim ve sürekli eziyet çektiğim için yaşamamayı kendi isteğimle seçtim. Aşkım, seni çok seviyorum. Seninle hiçbir problemim yoktu. Problem kendi içimde, ama sebebini bir türlü bulamadım. Geride kalanlarıma kredi kartı vb. borcumu ödemem için Yapı Kredi Bankası Ostim şubesi (3.000.-YTL) ve İş Bankası ODTÜ şubesindeki (12.000.- YTL) hesaplarımda yaklaşık 15.000.- YTL bırakıyorum. Bunun 8.000-YTL'si eşime, 7.000.-YTL'si ise aileme verilsin. Yenimahalle'deki Ziraat Bankası'ndaki kasada bulunan altınlar eşime verilsin. Ayrıca İş Bankası ODTÜ şubesi ve Yapı Kredi Bankası Ostim şubesinde bir miktar hisse senedim, Aselsan'ın yapmış olduğu Axa Oyak sigortası ve Yapı Kredi Akıllı Adım bireysel emeklilik sisteminde de birikmiş param var. Bunların, otomobilimin ve evdeki eşyaların nasıl değerlendirileceğine eşim karar versin... Tekrar söylüyorum: Sonumdan hiç kimse sorumlu değildir. Elveda dünyevi yaşam ve bu dünya... Hüseyin Başbilen..."


  4. #4
    ULEMAA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Durum 
    ULEMAA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik Tarihi 
    09 Ekim 2014
    Favori Oyun  
    aSro-bSro-cSro
    Konular 
    1164
    Mesajlar 
    8,023
    Beğenme 
    973
    Beğenilme 
    2025
    Konum
    TÜRKİYE İstanbul Sarıyer  

    Standart ASELSAN mühendisinin ölümünde flaş gelişme

    12 yıl önce Milli Tank projesinin sunumunu yapacağı gün aracında ölü bulunan ASELSAN mühendisi Hüseyin Başbilen’in cesedini ilk görenlerden Sinan Akyol’un ifadesindeki tespitler cinayet ihtimalini güçlendiriyor.

    Milli bir tank projesinde görevliyken şüpheli şekilde hayatını kaybeden ASELSAN mühendisi Hüseyin Başbilen'in cesedinin bulunduğu ana şahit olan bir akrabasının ifadesi ortaya çıktı.
    'Koltuk ayarı ona göre değil'

    Sabah gazetesinin haberine göre, Sinan Akyol ceset bulunduğu anda araç koltuğunun sonuna kadar geri çekilmiş olduğunu Hüseyin'in kısa boylu olması sebebiyle koltuk ayarını hep direksiyona yakın mesafede kullandığını bunun da aracı kesinlikle Hüseyin'in kullanmadığı, onu cesedin bulunduğu Aydınlı köyüne başkasının getirdiği anlamına geldiğini belirtti. İfadedeki bir başka ayrıntı ise kan izleri ve cesedin duruşuna ilişkin. Akyol, "Hüseyin'in kesilen elinin içerisinde hiç kan yoktu. Sağ elinde de kan yoktu. Bundan da kuşkulandım. Hüseyin'in boynu kesik olduğu halde sırtında hiç kan yoktu. Aracın tavan ve yanlarında da kan yoktu. Sadece sol koltuk üstünde bulaşma şeklinde sürtünmeye bağlı kan izi vardı. Kan her tarafa sıçramamıştı. Hüseyin'in araç içinde duruş pozisyonundan da kuşkulandım. Sanki kafası aracın sağ ön koltuğu ile konsül arasına sokulmuş gibiydi" dedi.
    Başbilen 1997'de ODTÜ'den derece ile mezun olmuş ve ASELSAN'da çalışmaya başlamıştı. Milli projelerde görevlendirilen başarılı mühendis 4 Ağustos 2006 sabahı 07.30'da başlayacak mesaisi için 06.50'de Yenimahalle'deki evinden çıkmış ancak işyerine gitmemişti. 2 ay eşi ve iş arkadaşlarının aradığı Başbilen'in cansız bedeni bir gün sonra evinden 50 km uzaklıktaki Altındağ'a bağlı Aydınlı köyündeki mezarlığın yanında bir tarlada park edilmiş aracında bulundu. Aracın kapıları kilitli el freni çekikti. Kontak anahtarı da üzerindeydi. Fakat garip olan cesedin duruş pozisyonuydu. Başbilen'in kafası sağ yolcu koltuğu tarafında torpido ile koltuk aracına sıkışmış yere yani pasapasa değecek şekildeydi. Ayakları ise havada iki koltuk arasına uzanmıştı. İlk incelemede boynunda ve sol bileğinde kesiler aracın bazı bölgelerinde kanlar vardı. Olay yerine Hüseyin Başbilen'in babası ile ilk giden ise akrabası Sinan Akyol'du.
    Cinayet şüphesi artıyor

    Akyol'un ifadesi Başbilen'in cesedinin bulunduğu anda araçta bir çok sıra dışılık olduğunu ortaya koyuyor. Bu sıra dışı ayrıntılar olayın ihtihar değil cinayet olabileceği şüphesini güçlendiriyor. Sinan Akyol olay gününü şöyle anlatıyor: Ben ölen Hüseyin Başbilen'in eniştesi olurum. Eşim ile Hüseyin amca çocuklarıdır. TIR şoförüyüm. Ağustos 2006'da Rusya'ya gitmiştim. Rusya'dan dönüşte eve vardım. Eşim üzgündü. Bana Hüseyin Başbilen'in iki gündür kayıp olduğunu, aramalara rağmen hiçbir haber alınamadığını söyledi. Birlikte Hüseyin'in amcası Müzevver Başbilen'in evine gittik. Ben daha oturmadan jandarmadan telefon geldi. Hüseyin'in, Aydınlı köyünde bulunduğunu söylemişler. Aydınlı köyü çıkışında biçilmiş buğday tarlalarının arasında Hüseyin'in aracı görünüyordu. Vardığımızda olay mahallinde jandarma, adli tabip ve Cumhuriyet Savcısı vardı. Cumhuriyet savcısının bir yakınını çağırdığını söylediler. Babası gitti. Bende babası ayakta duramayacak halde olduğu için yanında gittim. Ben aracın içine baktığımda Hüseyin'in sağ ön koltukta ayakları yukarıda, başı aşağıda paspasın bulunduğu yere sokulmuş halde gördüm. Şoför koltuğu sonuna kadar geriye itilmişti. Ben bundan kuşkulandım. Hüseyin hiçbir şekilde koltuğu geriye çekmezdi. Direksiyon ile koltuk arasında çok az bir mesafe kalırdı. Koltuğun geriye çekilmiş olduğunu görünce aracı Hüseyin'in kullanmadığına kanaat getirdim. Ben Hüseyin'in araç içinde duruş pozisyonundan da kuşkulandım. Kendiliğinden o şekilde durma imkânının olmadığına kanaat getirdim" dedi.
    Savcı Bylock kullanıcısı çıktı

    ASELSAN mühendislerinin şüpheli ölümleriyle ilgili soruşturmayı 2011'de eski savcı Murat Demir yürütüyordu. 15 Temmuz sonrası meslekten ihraç edilen Demir'in ByLock kullandığı tespit edildi. Gözaltına alınan Demir, FETÖ mağduru olduğu yönünde ifade vermişti.


Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Giriş